Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi Kaygılı Bağlanma mevzusunda mühim bilgiler verdi.

Kaygılı bağlanma, çocukluk döneminde sevgi ve ilginin tutarsız olması yada duygusal ihtiyaçların karşılanmamasından kaynaklı, yetişkinlikte de devam eden bir bağlanma şeklidir. Bu durum, ilişkilerde devamlı onay arayışı, ayrılık korkusu ve yoğun bağımlılık şeklinde problemlere yol açabilir.

Kaygılı Bağlanmanın İlişkiler Üstündeki Etkileri:

  • Devamlı Onay Arayışı: Kaygılı bağlanan kişiler, partnerlerinin sevgisini ve ilgisini devamlı olarak teyit etme ihtiyacı hisseder. Bu durum, partnerlerine baskı yapmalarına ve ilişkide gerginlik yaratmalarına niçin olabilir.
  • Ayrılık Korkusu: Kaygılı bağlanan kişiler, partnerlerinden ayrı kaldıklarında yoğun bir kaygı ve ürkü yaşayabilirler. Bu durum, partnerlerine karşı aşırı talepkar olmalarına ve onları denetim etmeye çalışmalarina sebep olabilir.
  • Yoğun Bağımlılık: Kaygılı bağlanan kişiler, partnerlerine duygusal ve maddi açıdan aşırı bağımlı olabilirler. Bu durum, partnerlerinin üzerlerinde büyük bir yük oluşturmasına ve ilişkide dengesizliğe yol açabilir.

Nesne Sürekliliği Kavramı:

Nesne sürekliliği, sevdiklerimizin yokluğunda bile zihnimizde varlıklarını sürdürebildiklerini anlamamızı elde eden bir kavramdır. Kaygılı bağlanan kişilerde bu kavram tam olarak gelişmemiş olabilir. Bu nedenle, partnerlerinden ayrı kaldıklarında onları kaybettiklerini düşünerek yoğun bir kaygı yaşayabilirler.

Sağlıklı İlişkiler Kurmak İçin Tavsiyeler:

  • Kendimizi Kabul Etmek: Kaygılarınızı ve endişelerinizi kabullenmek ve kendinizi olduğunuz şeklinde sevmek, sıhhatli ilişkiler kurmanın ilk adımıdır.
  • Güvenli Sınırlar Belirlemek: Partnerinizle açık ve net bir kontakt kurarak ilişkinizde sıhhatli sınırlar belirlemeniz önemlidir.
  • Destekleyici İlişkiler Kurmak: Aileniz ve arkadaşlarınızla kuvvetli ve destekleyici ilişkiler oluşturmak, kaygılarınızla başa çıkmanıza destek olabilir.

Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi’nin Tavsiyeleri:

“Kaygıların hayatımızın bir parçası bulunduğunu kabullenmeli, sadece onlarla başa çıkma kapasitemizi geliştirmeliyiz. Güvenli bağlanma modelleri oluşturarak ve cesaretimizi pekiştirerek, hayallerimizden alıkoymalarına izin vermemeliyiz. Bu süreç, kendimizi olduğumuz şeklinde sevmek ve kabul etmekle adım atar; şu sebeple bu, daha sıhhatli, mutlu ve içten bir yaşama doğru en mühim adımdır. Bu yolculukta, kaygıyı bir düşman olarak değil, hayatımızın bir parçası olarak kabul ederek, onunla barışık bir halde yaşamayı öğrenmek, bizlere gerçek özgürlüğün kapılarını aralar.”

  • Kaygılı bağlanma, çocukluk dönemindeki deneyimlerden kaynaklı olarak yetişkinlikte de devam eden bir durumdur.
  • Kaygılı bağlanan kişiler, ilişkilerde devamlı onay arayışı, ayrılık korkusu ve yoğun bağımlılık şeklinde problemler yaşayabilirl
  • er.
  • Nesne sürekliliği terimini idrak etmek, kaygılarınızı yönetmenize ve daha sıhhatli ilişkiler kurmanıza destek olabilir.
  • Kendinizi kabul etmek, güvenli sınırlar belirlemek ve destekleyici ilişkiler oluşturmak, kaygılı bağlanmayla mücadelede önemlidir. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)